Murathan ERŞEN

Murathan ERŞEN

Derin Bakış

Suçlu ARANIYOR!

10 Şubat 2021 - 16:57

Değerli Dostlarım,
Türkiye’nin gündeminin ilk sırasında Pandemi olarak görülüyor. Ancak haberleri, televizyon programlarını, tartışma programlarını izlediğimizde görüyoruz ki günden güne sertleşen bir tonda yükselen ses ve sesler “ekonomi” ile ilgili.
Mesele görüldüğü üzere hayat pahalılığı yani genel olarak tüm kesimlerde kazanılanın masraflara yetmemesi. Bunun da ana kriter noktasını Gıda Enflasyonu oluşturuyor. Yani gıda fiyatlarının yükseliş ile kazançların yükselişi arasındaki fark dengesi iyiden iyiye bozulmuş durumda.
Son dönemlerde gördüğüm kadarıyla bir suçlu arayışı ön plana çıkıyor. Hükümet bu gelinen noktanın aslında son yıllardaki ekonomik gidişatın bir sonucu olduğunu kabul etmemekle birlikte suçlu olarak başta marketleri, oradan bakkalları oradan pazarcıyı göstermek istiyor. Peki durum gerçekten böyle mi?
Arz talep dengesinin ve dolayısıyla fiyat istikrarının kaybolduğu dönemlerde fırsatçılık illa ki olur (bunu 2020 yılında ikinci el otomobil piyasasında layıkıyla gördük) ancak hemen hemen tüm ürünlerde bu fırsatçılığın Türkiye çapında oluşması mümkün mü?
Eğer bilgi ve Pazar kanalı tek yerden yönetiliyorsa mümkün. Ancak tüm ülke ekonomisinde yer alan tüm ürünlerde bu kadar çeşitli kanalların var olduğu bir sistemde “Hayır değil”.
Asıl mesele 2018 yılında dövizin iki katına çıkmasıyla başlayan süreç. Ve süreç boyunca kötü  yönetilen ekonomi. Doların 9 TL’leri gördüğü ancak gelirlerin en fazla %15 oranında yükseldiği bir kompozisyonda halkın yarı yarıya fakirleşmesi en basitinden Aristo mantığında düşünüldüğünde bile normal sonuç.
Bugün yaşadığımız husus şu ki, gelirlerin minimal yükselişi karşılığında maliyetlerin (ki Türkiye hammadde açısından dışa bağımlı yani dövize endekslidir.) artmış olması ve son dönemde gelen ek maliyet yükleri.
Tek bir alanda mercek tuttuğumuzda; bunlardan bir tanesi Yap işlet devret mantığı içerisinde yeni yapılan yollar, köprüler. Bu yatırımlar için yapılan anlaşmaların döviz bazlı ve ödeme garantili olması maliyete etki eden önemli bir ek götürü.
Nasıl mı? Çok basit. Yük taşıyan tüm ticari araçlar yasa kapsamında bu yolları ve köprüleri kullanmak zorunda. Bunların yük taşıyan araçlar için bugünkü fiyatlamalarına baktığımızda fotoğrafı okumak hiç de zor olmuyor.
Diğer yandan yakıt maliyetleri. İlk Pandemi dönemi dışında son 2 yılda artan ve bugün 6,50-6,70 TL seviyelerine gelmiş olan yakıt fiyatlarının etkisini hesaplamak hiç de zor değil.
Bu yukarıda saydığım iki unsur işin sadece nakliye yönü. Ki Nakliyenin de sadece iki kalemi.
Varın koca ekonomide ve milyonlarca üründe diğer maliyet artış hesaplarını siz düşünün…
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum