Şüphesiz 2020'nin en çarpıcı olayı pandemiydi. Yüz binlerce insanın canını aldı. Yaşanan, yaşanacak ve yaşanması planlanan her olayı, planı, hayali etkiledi. 2019'un sonlarına doğru Çin'in Wuhan kentinden gelen haberlere göre bir hayvan pazarında izine rastlanan ve güçlü bir gribe benzeyen hastalık özellikle yaşlı insanlarda ölümcül olabiliyordu. Türkiye resmi olarak virüsle 11 Mart tarihinde tanıştı. İlk vakanın ardından ise virüs hızla ülke geneline yayıldı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca süreçte belki de Türkiye'nin en ünlü insanı olurken pandemi yüzünden binlerce insan işinden oldu. Vaka sayıları halktan uzun süre gizlendi. Resmi verilere göre Türkiye 2020 yılını 2 milyonun üzerinde Covid-19 vakası ve hastalığa bağlı 18 binin üzerinde ölü ile tamamlıyor.Türk Tabipler Birliği Başkanı Şebnem Korur Fidancı pandemiyi bıraktığımız noktayı şöyle yorumladı:Türkiye'de bize aktarılan vaka sayıları gerçek durumun yarısı kadar. Sağlık Bakanlığı her gün hasta sayılarını ve günlük test sayılarını veriyor. Ancak bu testlerin tekrarlayan testler olup olmadığını, ne kadarının tekrarlanan testler olduğunu bilemiyoruz. Toplu bulunan restoran, kafe gibi alanların kapatılması ve hafta sonlarında uygulanan sokağa çıkma yasağı ile birlikte toplumda bir farkındalığın olması ve biraz daha özenli davranılmasına da yol açtı. Salgının ciddiyeti konusunda da toplumda bir farkındalık oldu o açılmadan sonra. Bununla birlikte kısmi bir düzelme, yayılımda bir düşüş olsa bile bu anlamlı değil.
Pandemiden önce isimlerini hemen hemen kimse bilmiyordu. Onların başarıları bir tesadüf değil, ilmek ilmek örülmüş bir alın teri hikayesi. Almanya'da yaşayan iki göçmen çocuğu BionTech şirketinin kurucuları, Özlem Türeci ve Uğur Şahin, Covid-19 aşısını mRNA teknolojisini kullanarak geliştirdi. Bu keşifle birlikte dünya gündemine oturdular. Uğur Şahin'in bu keşfi maddiyat ile ölçülmez fakat başarının maddi karşılığı da dikkat çekti. Şahin 5.1 milyar dolarlık kişisel serveti ile dünyada yaşayan en zengin Türk oldu.
Bunu kimse ama kimse beklemiyordu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın damadı, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak bir pazar gecesi Instagram üzerinden istifa etti. İstifa paylaşımı Albayrak'ın kişisel Instagram hesabı üzerinden yapılmasına rağmen medyanın büyük bir bölümü istifa haberine ertesi gün yer verebilirken kısa süre sonra Albayrak'ın istifasının Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edildiği açıklandı. Albayrak'ın istifası ile birlikte Türk Lirası değer kazandı. Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak sağlık sorunları sebebiyle görevi bıraktığını açıklarken Albayrak o gün bugündür objektiflerin karşısına geçmedi.
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak 8 Kasım Pazar günü istifa etti. Fotoğraf: İHA
Dolar… dolar… dolar… Türk ekonomisi bu yıl da dolarla yatıp dolarla kalktı. Pandeminin etkisiyle küresel Merkez Bankaları'nın piyasaya döviz pompalamasına rağmen TL dolar karşısında yıl başından bu yana yaklaşık yüzde 20 eridi. Asıl çarpıcı olan ise dövizin bu kadar fırladığı şu dönemde Merkez Bankası'nın kasasının sıfırlanması oldu. Rezervler eksi 49.5 milyar dolar seviyesine indi.Dr. Murat Kubilay Türk Lirası’nda bu yıl yaşanan değer kaybını yorumladı:
Türkiye ekonomisi pandemi öncesinde içeride vatandaşlarını ve dışarıda yatırımcıları endişeye düşüren bir yönetim altında ağır dış borç yükünü taşımaya çalışan ve aynı zamanda büyümeye çalışan bir haldeydi. Pandeminin yaratığı görülmemiş finansal şok gelişmiş ülkeleri sarsarken; dış finansman ihtiyacı içindeki gelişmekte olan ülkelerde kasırga etkisi gösterdi. Kapanmaların ve sağlık giderlerinin oluşturduğu yükü dengeleyebilmek için genişleyici para ve maliye politikaları uygulandı. Ancak uygulamaların şeffaflıktan yoksun olması ve ekonomi yönetiminin 2018 sonrasında itibarını kaybetmesi nedeniyle bu politikaların sonucu; faiz oranları ve döviz kurlarında artış ve sert sermaye çıkışları oldu. Özetle dış borç yükü içindeki bir ülke benzersiz bir şokla sermaye kaçışına maruz kalınca; zorunlu giderler için kullandığı ek bütçe ve yapılan parasal genişleme TL'nin değer kaybı ve faizlerde sıçrama ile sonuçlandı.
Göreve gelmesi olay olduğu gibi gitmesi de olay oldu. Amerika'yı faşizmin kıyılarında dolaştırdığı eleştirileri yapılan belki de ülke tarihinin en unutulmaz başkanlarından Donald Trump seçimi Joe Biden'a kaybetti. Görev aldığı süre içinde ülkenin aşırı sağa yönelmesinden hakkındaki azil soruşturmasına kadar her adımı gündem oldu. Trump'ın Türkiye'ye karşı olan duruşu her zaman tartışma konusuydu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile aralarında özel bir diyalog olsa da Trump'ın Türkiye'yi Twitter üzerinden tehdit etmeyi bir alışkanlık haline getirmesi ve ‘ekonomilerini mahvederim' açıklaması yapması uzun süre hafızalardan çıkmadı. Öte yandan ABD’de ırkçılığı protesto gösterileri de yıla damgasını vuran gelişmeler arasında yer aldı.
Tecrübeli oyuncu Ozan Güven'in sevgilisi Deniz Bulutsuz'a şiddet uyguladığı iddiaları Türkiye'nin gündemine bomba gibi düştü. Güven iddiaları reddederken dava dosyasına giren darp fotoğraflarına Sözcü'nün deneyimli muhabiri Hayati Arıgan ulaştı. Bu haberin öyküsünü Sözcü muhabiri Hayati Arıgan anlatıyor…Haber kaynaklarımdan, Ozan Güven'in sevgilisini darp ettiği şeklinde bilgi gelince açıkçası olayın bu kadar büyüyeceğini hiç düşünmemiştim ancak şikayet dilekçesi, ifadeler ve ön otopsi raporuna ulaştığımda olayın çok büyüyeceğini anladım.Haberde Deniz Bulutsuz'un savcıya verdiği ifadenin her satırını okurken dehşete düştüm. Çünkü her satırda şiddetin boyutu daha da artıyordu. Bir kadının çaresizliğini hissedebiliyordunuz. Tabi bunlar Bulutsuz'un iddiaları idi. Ozan Güven de ifadesinde kendini savunuyordu. Fotoğraflara baktıkça bir insanın bir insana bunu nasıl yapabileceğini sorguladım.Haberi yayınlamamızın ardından toplumun her kesiminden tepkiler gelmeye başladı. Haber magazin haberi olmaktan daha çok kadına şiddeti gündeme bir kez daha getirmişti. Bu arada Ozan Güven'in sanatçı arkadaşları da yaptığı açıklamalarla haber günlerce konuşuldu. Güven'i eleştirenler ve Bulutsuz'a destek veren sanatçının yanında destek veren arkadaşları da toplumun tepkisiyle karşılaştıHaberin bir de atlatma boyutu vardı. Bazı yayın organları ‘haberi biz verdik' diyerek gazetecilik başarısında yer kapmaya çalıştı. Ayrıca Sözcü'nün özel olarak verdiği fotoğrafları, özel logosunu flulaştırıp, izin almadan kullanan çok sayıda gazete ve televizyon kanalı da sınıfta kaldı.
Geleneksel Türk tiyatrosunun en önemli simgelerinden olan kavuk, Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu'nda düzenlenen törenle 20 Eylül’de Rasim Öztekin’den Şevket Çoruh’a devredildi. Törende konuşma yapan Rasim Öztekin, “Kavuk, bir usta-çırak ilişkisi. Bir liyakat ilişkisidir. Bugün Türkiye’de liyakat olayı tamamen unutuldu” dedi. Kavuğu teslim alan Çoruh ise pandemi döneminde tiyatro emekçilerinin durumuna dikkat çekerek, “Türk tiyatrosu çok zor bir dönem yaşarken mahalle yanarken saçımızı mı tarıyoruz diye bir düşünce geldi aklıma… Bu kavuğu bugünkü zor şartlarda, Anadolu’da perde açmaya çalışan, alternatif sahnelerden apartman dairelerine kadar yüreği tiyatroyla dolu tüm tiyatro emekçileri adına kabul ediyorum” ifadelerini kullandı.
Naim Süleymanoğlu, Usain Bolt, Nadia Comaneci, Michael Phelps, Allyson Felix, Dream Team… (ABD’nin Rüya Takım olarak bilinen 1992 olimpiyatlarına katılan basketbol takımı) İkon sporcular, olimpiyat sahnesinde ikon oldular ve nesillere ilham verdiler. Modern dünyanın en önemli fenomenlerinden biri olan ve 4 yılda bir, tüm dünyayı meşalesi altında bir araya toplayan olimpiyat oyunları, pandemi nedeniyle 2021’e ertelendi.Spora analitik yaklaşımı ile dikkat çeken tecrübeli yorumcu Mert Aydın olimpiyatların ertelenmesini böyle yorumladı:
Olimpiyat Oyunları, bir sporcu için 4 yılda bir beklenen en önemli şeydir. Bunu 1 yıl ileriye attığınızda o sporcunun tüm hazırlık programını alt üst etmiş olursunuz. Bunun yanında 2020'de sakat olanlar için bir şans, 2021'de sakat ya da hasta olacaklar için şanssızlık. Kısacası Covid19, Olimpiyat oyunlarında yarışacak olanların da dengesini bozdu. Belki de birçok dalda farklı sonuçlar çıkacak.
Dönüp baktığımızda “lanetli” diyebileceğimiz yılda pandemiden önce yaşanan en büyük şok, henüz 41 yaşındaki Kobe Bryant’ın bir helikopter kazasında hayatını kaybetmesiydi. Tarihin en önemli spor figürlerinden olan Kobe, 26 Ocak’ta 13 yaşındaki kızı Gianna ve helikopterdeki diğer 7 kişiyle birlikte yaşamını yitirdi.Türkiye’de basketbol yorumculuğu dendiğinde akla gelen ilk birkaç isimden biri olan Murat Murathanoğlu Kobe Bryant’ın basketbol için anlamını SÖZCÜ okurları için kaleme aldı:NBA'i dünya sporu yapan efsane vizyoner dahi, sert, başkan David Stern. Çocukluk kahramanım; Michael Jordan'dan önce Mr Bull ve Utah Jazz'ı coach olarak hayal edemedikleri boyutlara çıkaran Jerry Sloan. Harlem Globetrotters efsanesi Curly Neal. Hepsiyle tanıştım, sohbet ettim ve röportaj yaptım. Hepsini 2020 de kaybettik. Basketbol her şeye rağmen Amerikan Futbolu (NFL), beysbol (MLB) ve buz hokey (NHL) ile mukayese edildiğinde şanslı sayılırdı. Vefat eden Hall Of Fame (Şöhretler Müzesi) üye sayısı çok daha azdı. Tanıştığım, sohbet ettiğim ve röportaj yaptıklarım arasında birisi var ki onun ölüm haberini ilk duyduğumda resmi olarak açıklanmamıştı. Hemen ESPN'e baktım. Hiçbir şey yok. Sonra Sports Illustrated kanalına “sıfır”. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz diye düşünüyordum, telefonlar art arda gelmeye başladı. İlk başta hiç birisine cevap vermedim. “Ya doğruysa” diye düşünürken, fark ettim ki belki ilk kez hayatımda “panik atak” yaşıyorum. Tamam onu belki Shaq kadar sevemedim.
Bryant, 41 yaşında geçirdiği helikopter kazası sonucu hayatını kaybetti. Fotoğraf: Reuters

Türkiye’de NBA denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Murat Murathanoğlu
Derleyen:









